|
Yanılmıyorsam 1970’li yıllarda olacak; Türk gençliği muhatap kılınarak
ilim ve irfan sahiplerine bir takım kişiler tarafından “Türk gencinin ‘mutlaka’
okumasını istediğiniz 50 kitap ismini verir misiniz?” sorusu sorulmuş.
İsmini hatırlayamadığım bir kitapta bu soruya ben de muhatap kılındım!
İster istemez biraz bozuldum!
“Mutlaka okumasını istediğiniz” diye bir cümle hakiki manada sarf
edilebilir mi? Bütün Türk gençliğine birden hitap edecek kitap ve ya kitaplar
var mıdır? Acaba bütün kitaplar üst üste yığılıp sıkılsa tüm gençliğimize hitap
edecek “50 kitap”lık su misali bir havuz oluşur mu? Yoksa birkaç damladan mı
ibaret kalır ve gençliğimize hitap edecek eserlerin ve dolayısıyla kalem
silahşörlerinin ataletinden kaynaklanan kültür ve medeniyetimizin eksikliği mi
okunur? Yanlış anlaşılmayalım! Kültürümüzle alakalı belki binden fazla kitap
yazılmıştır, ama kültürümüzü yaşatacak nitelikteki kitapların sayısı –
gözlemlediğim kadarıyla- oldukça azdır! Her neyse… Asıl konuya dönelim!
Okuması zorunlu kılınan 50 kitabın Türk gencimiz tarafından okunmasını
istemelerin asıl sebebini ise “Türk kültür ve medeniyetimizi benimsetmek için”
olduğunu söylüyorlar.
Şu anda bizi bu soruya muhatap kılanlar hayatta olsaydılar; kafamdaki
sorulara cevap vermelerini onlardan arzu ederdim: Bir ülkenin “kültür” ve
“medeniyet”i okunması zaruri olan kitapların sayısıyla mı doğru orantılı? Veya
bunu belli bir sayıda sınırlandırabilmek mümkün müdür acaba? 50 – 100 – 150
kitap okumakla/okutmakla “kültür” ve “medeniyet”imizi gençliğe aşılamak mümkün
müdür?
Bırakın 70’li yılları günümüzde bile aynı problemin olduğuna inanan
düşünürlerimiz olduğu kanaatindeyim. Madem “kültür” ve “medeniyet”imizi Türk
gençliğine aşılamak “aşk”ı yüreklerinde hissediyorlar varsın bu aşkı
yaşatsınlar.
Nasıl mı?
Tahakkuk ettirebiliriz ki; kültürümüzün temelini oluşturan “sanat”tır.
Bunu icra-i vazife edenlerse sanatçılardır.
Kültürün hamuru sevgi, saygı, hoşgörü, samimiyet ve fedakârlıktır. Bu
hamuru yoğuransa “eğitimci”lerdir. Önce bu niteliklere sahip eğitimciler
yetiştirelim gerisi ip söküğü gibi kendinden gelir.
Yani kültürümüzü benimsetmek isteyenler önce eli ayağı düzgün
eğitimciler yetiştirmeli.
Ne dersiniz?
Yoksa, haksız mıyım?
Özkan Erdem
YAZARIN BÜTÜN YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ
|