Vintage

Something Different for Joomla

"50 Kitap" Yazdır E-posta
Tarih: 05-05-2008

Image

Image

Yanılmıyorsam 1970’li yıllarda olacak; Türk gençliği muhatap kılınarak ilim ve irfan sahiplerine bir takım kişiler tarafından “Türk gencinin ‘mutlaka’ okumasını istediğiniz 50 kitap ismini verir misiniz?” sorusu sorulmuş.

İsmini hatırlayamadığım bir kitapta bu soruya ben de muhatap kılındım! İster istemez biraz bozuldum!

“Mutlaka okumasını istediğiniz” diye bir cümle hakiki manada sarf edilebilir mi? Bütün Türk gençliğine birden hitap edecek kitap ve ya kitaplar var mıdır? Acaba bütün kitaplar üst üste yığılıp sıkılsa tüm gençliğimize hitap edecek “50 kitap”lık su misali bir havuz oluşur mu? Yoksa birkaç damladan mı ibaret kalır ve gençliğimize hitap edecek eserlerin ve dolayısıyla kalem silahşörlerinin ataletinden kaynaklanan kültür ve medeniyetimizin eksikliği mi okunur? Yanlış anlaşılmayalım! Kültürümüzle alakalı belki binden fazla kitap yazılmıştır, ama kültürümüzü yaşatacak nitelikteki kitapların sayısı – gözlemlediğim kadarıyla- oldukça azdır! Her neyse… Asıl konuya dönelim!

Okuması zorunlu kılınan 50 kitabın Türk gencimiz tarafından okunmasını istemelerin asıl sebebini ise “Türk kültür ve medeniyetimizi benimsetmek için” olduğunu söylüyorlar.

Şu anda bizi bu soruya muhatap kılanlar hayatta olsaydılar; kafamdaki sorulara cevap vermelerini onlardan arzu ederdim: Bir ülkenin “kültür” ve “medeniyet”i okunması zaruri olan kitapların sayısıyla mı doğru orantılı? Veya bunu belli bir sayıda sınırlandırabilmek mümkün müdür acaba? 50 – 100 – 150 kitap okumakla/okutmakla “kültür” ve “medeniyet”imizi gençliğe aşılamak mümkün müdür?

Bırakın 70’li yılları günümüzde bile aynı problemin olduğuna inanan düşünürlerimiz olduğu kanaatindeyim. Madem “kültür” ve “medeniyet”imizi Türk gençliğine aşılamak “aşk”ı yüreklerinde hissediyorlar varsın bu aşkı yaşatsınlar.

Nasıl mı?

Tahakkuk ettirebiliriz ki; kültürümüzün temelini oluşturan “sanat”tır. Bunu icra-i vazife edenlerse sanatçılardır.  Kültürün hamuru sevgi, saygı, hoşgörü, samimiyet ve fedakârlıktır. Bu hamuru yoğuransa “eğitimci”lerdir. Önce bu niteliklere sahip eğitimciler yetiştirelim gerisi ip söküğü gibi kendinden gelir.

Yani kültürümüzü benimsetmek isteyenler önce eli ayağı düzgün eğitimciler yetiştirmeli.

Ne dersiniz?

Yoksa, haksız mıyım?

Özkan Erdem 

 YAZARIN BÜTÜN YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

   

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
 
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.5 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
 
< Önceki   Sonraki >
Joomla Templates by JoomlaShack