|

Birbirimizi anlamak için önce, kendimizi sonra diğer insanları tanımalı
ve anlamalıyız.
İnsanları tanıyıp, özelliklerini, davranışlarını, huylarını,
karakterlerini anladıktan sonra kendimizi ve birbirimizi anlayabiliriz.
İlk aşamada, birbirimizi anlamak için iyi bir dinleyici olmalı,
karşımızdakinin ne dediğini veya ne demek istediğini anlamak için gayret
göstermeliyiz.
Birbirimizi peşin fikirle dinlememeli, sözlerini ikide bir
kesmemeliyiz.
Herkesin fikri farklıdır. Her fikre saygı göstermeli, fikrini
söylemesini sağlamalıyız. Başkasının fikrini kabul edip etmemekte hür
davranmalıyız.
Birbirimize olan davranışları hep kendi gözlüğümüz ve aynamızla
görmemeli,biraz da empatik davranarak karşımızdaki gibi davranarak tepki
verebilmeliyiz.
“Çünkü, insaflı bir münazır, hayali bir münazara sahasında ara sıra
hasmının libasını giyer, ona bir dava vekili olarak onun lehinde müdafaada
bulunur. Bu vaziyetin tekrarıyla, dimağında bir tenkit lekesi husûle geleceğinden,
zarar verir. lakin niyeti halis olur ve
kuvvetine güvenirse, zararı yoktur."(1)
Yani, birisiyle münazara eden insaflı kişi, tartışmalarını gereksiz
uzatmamak, hakkı bulmak adına bazen empatik davranarak, karşımızdakinin aklıyla
olayları yorumladığımızda , hakkın daha kolay ortaya çıktığını görebilir.
Fakat, devamlı bu şekilde davrandığında da, bu sefer kendisinin haksız
olma ihtimali aklına gelmeye başlar ve kendini suçlamaya başlayabilir.
İşte bu durumda niyetinin hakkı bulmak olduğu hatırına gelir ve kendi fikrine
ve davranışlarının haklı olduğunu hatırına getirirse, bu şekilde kendini
suçlamaktan ve aklında şüphe izleri bırakan o düşünceden kurtulmuş olur.
Burada öne çıkan davranış biçimi, kendini, fikrini ve gücünü ve davranışlarının
doğruluğuna inanmak olarak görülüyor.
Kendini tam anlamıyla anlayan başkalarını da anlama yolunda epey mesafe
kat etmiş olur.
Zaten onu da, ara sıra empatik davranarak sağlamış olacaktır.
Karşımızdakini anlamanın bir diğer yolu da, aynı dili konuşmaktır. Burada
tabiiki, Türkçe, İngilizce vs gibi diller bahis konusu olabildiği gibi,
söylemek istediğim aynı kültür, aynı kavramlar
etrafında konuşmaktır.
Karşımızdakini anlamanın en önemli faktörü, bence, anlamaya
çalışmaktır.
Sizi anlamak istemeyen bir kişiye ne kadar istekle, ne kadar çağdaş
metotları kullanarak anlatırsanız
anlatın, kesinlikle anlattığınızı anlamayacaktır. Çünkü, anlamak istemiyordur.
Anlaşılmak istiyorsanız, düşündüklerinizin hepsini söylemek yerine,
söylediklerimizi düşünerek söyleyiniz.(2)
Ve aynı zamanda; “Her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu her
zaman söyleme.”(3) Aksi halde yanlış anlaşılabilirsin.
Son olarak birkaç nükte ile söylemek gerekirse,
Anlaşılmak için muhatabınız kaldıracağı şekilde konuşunuz,
Dinleyiniz, hitap ettiğiniz kişiye önem veriniz,
Konuşurken kendinizden çokça bahsetmeyiniz ve
Sabırlı olunuz.
M. Fahri Utkan
YAZARIN BÜTÜN YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ
|