|
“Ey babacığım, benim Rabbim
kim?”
“Annen”
“Annemin Rabbi kim?”
“Benim!”
“O halde senin Rabbin kim?”
“Nemrut!”
“Pekâla Nemrut’un Rabbi kim?”
“........”
Daha 15 aylıkken, Hz. İbrahim’in, babası Azer’i usandıracak derecede
sorduğu bu nevî sualler, tefekkürün ileride onun dünyasında nasıl bir yer
edeceğinin işaret taşıydı.
Kavmine; yıldızların, Ayın ve Güneşin zevâle mahkûm mahluklar oluşunu,
bizzat onları temâşâ ederek göstermesi; puthanede putları kırdıktan sonra
balyozu en büyük putun boynuna asarak kavminin putperestlik inancını sarsması;
öldükten sonraki diriliş hakikatini bu dünyada gözüyle görmek için Rabbinden
bir numune istemesi de, hep onun tefekkür meşrebinin tebliğ hayatındaki
tezahürleri idi.
Öte yandan fıtraten yumuşak huyluydu da. Kavmine karşı çok şefkat
sahibi idi. Kolay kolay kızmaması, yapılan eziyetlere sabrederek insanların bir
gün ıslah olacaklarını ümit ve temennî etmesi, hatta Lut kavminin helâk olacağı
haberini aldığında, ıslah olabilirler ihtimaliyle azabın tehirini arzu etmesi
de, onun şefkatinin ne kadar geniş olduğunu ortaya koyuyordu.
Tefekkür ve şefkat onun hususî meşrebi idi. Gerçi her peygamberin
hayatında bu tefekkür ve şefkat vardı. Lâkin Hz. İbrahim'de daha ziyade
gözüküyordu.
Ondan tevârüsle de, Hz. Peygamber’e ve onun ümmetinin varislerine geçti
bu meşrep. Tıpkı “Risale-i Nur'un mayası ve meşrebi tefekkür ve şefkat olduğu
cihetle, Hazret-i İbrahim'in (as) hususî meşrebi olan tefekkür ve şefkat
noktasında tam tevafuk ettiğini” ifade eden Bediüzzaman Said Nursî'nin
hayatında olduğu gibi.
O, hayatıyla İbrahimî meşrebi yaşadı adeta. Şefkat ve tefekkür, onun
mesleğinin iki esası idi. Hakîm ve Rahîm isimlerinin tecellîsi, sair esmâya
nisbeten onun hayatında daha ziyade hükmediyordu çünkü.
Hikmetli bir babanın, Hakîm ismine müraatın gereği hayvanlarının ağzını
bağlayacak derecede helâl-haram hassasiyetindeki tedbirli vaziyeti, daha
çocukluğunda onun ruhuna Hakîm tecellîsinin ilk numunelerini ekerken; saliha
bir annenin istikametli şefkat terbiyesi de, onu imanları kurtarmak uğrunda
ahiretini feda edecek derecede rahimiyet tecellîsine sahip kılmıştı.
O, tefekkür meşrebiyle, kâinatı bir kitap gibi okurken; şefkat
meşrebiyle de başkalarına okutturuyordu. Hakîm olanın ilham etmesiyle telif
olunan eserler, Rahim’in sevkiyle muhtaçlara yetişti. Tefekkürle nesretti,
şefkatiyle neşretti hâsılı...
Ağrı dağının infilak ederek parçalarını her tarafa dağıttığını gördüğü
hakikatli bir rüyada, yanında bulunan merhum validesine “Korkma, Cenab-ı Hakkın
emridir. O Rahim’dir ve Hakim’dir” derken de, bu meşrebinin izini sürüyordu.
Mezkur rüyada, Hakîm ve Rahîm olanın âlemlere rahmet olarak gönderdiği
şefkatli ve hikmetli Nebî’den (asm) aldığı ‘İcaz-ı Kur'ân’ı beyan et!’ emri de,
Hakîm ve Rahîm ekseninde telif olunan Kur'ân'ın manevî mucizesi Risale-i Nur’a
işaretti. “Resâili'n-Nur, baştan başa ism-i Hakîm ve Rahîm'in mazharı” diyordu
bir yerde, bunu teyid edercesine. Hakikaten bunu hissetmemek, görmemek mümkün
değildi. Baştan sona hikmet ve rahmet tecellîleri ile dolu bu eser külliyatını,
bir senede okuyanın zamanın mühim ve hakikatli bir âlimi olmasının, onu
‘anlayarak’ ve ‘kabul ederek’ okuma şartına bağlanması da bu sırdan olsa
gerekti. Hakimiyet tecellisiyle rızıklanan akıl ‘anlama’ya, rahimiyet tecellisiyle
rızıklanan kalb ‘kabul etmeye’ muhtaçtı.
Evet, İbrahimî meşrep sahibi, ahirzaman yangını içerisinde İbrahimvârî
“Ey ateş! Serin ve selâmetli ol” âyetini okumuştu ateda. Alevleri göklere
yükselen müthiş yangın, iman-ı tahkikî gömleğini giymiş İman Fedaisini
yakamadı. İmanı tutuşmuşlara iman-ı tahkikî suyunu yetiştirdi o. Hz. İbrahim'in
atıldığı dehşetli ateşi söndürmek için, küçüçük cirmine aldırmadan su taşıyan
karıncanın, bu haline şaşıranlara ‘Ben vazifemi yapıyorum, gerisi Allah’a ait’
demesi meselinde olduğu gibi, o da ‘Vazifemiz tebliğdir, neticeye karışmayız’
hakikatini şiar edinerek, Onun adıyla aldığı her soluğu, yine Onun yolunda
tüketti. Tâ İbrahim Peygamberin diyarına kadar...
“İbrahim Halilullah’ın bir menzilidir” dediği Urfa, onun dünya yolculuğundaki
son durağı oldu.
İsmail Tezer
YAZARIN BÜTÜN YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ
|