Vintage

Something Different for Joomla

Kadınlar Yuvalarına Dönmeli Ama Nasıl? Yazdır E-posta
Tarih: 07-04-2008

Image
 
Image 

 

Toplumda büyük çatışmalara ve fikir ayrılıklarına sebep olan kadının çalışması/çalışmaması mevzusu, çok cihetlerle ele alınması gereken geniş bir mevzudur. Fakat maalesef bu tartışmanın içine giren kesimler, duruma tek yönden ve kendi cephelerinden baktıklarından olay halledilememektedir.

Bu konuda cevap bulması gereken sorular daha çok : “Kadın çalışmalı mı çalışmamalı mı?”’dan çok “Kadın çalışacaksa nerede, nasıl bir ortamda, hangi durumlarda çalışmalı?” olmalıdır. Yoksa insanlar olayı nefsi olarak değerlendirmektedirler.

Kadının çalışmasını/çalışmamasını savunan kesimler

Kadının çalışması ve çalışmaması gerektiğini savunanlar tek bir görüş sebebiyle bu konuda fikir beyan etmiyorlar. Örneğin kadının çalışması gerektiğini düşünen kesimler den feministler: kadınların erkekten bir farkı olmadığı, hatta ondan üstün oldukları ve toplumsal hayatta erkeğin olduğu her yerde kadının da olması gerektiğini savunduklarından kadının çalışmasını istemektedirler. Yine kadının çalışmasını savunan kesimlerden birisi de modern-dindar kadın ve erkeklerdir ki; bunların bir kısmı kadının çalışmasının “hizmet” bakımından gerekli olduğunu, diğer bir bölümü de toplumda çalışan dindar kadınlarının sayısının artması gerektiğini düşündüklerinden bunu savunmaktadırlar. Kadınların çalışmaması gerektiğini savunanlar da iki kesime ayrılmışlardır: birincisi gelenekçi-adetçi kesimdir ki; bunlar “kadının dışarıda işi yoktur, evinden dışarı çıkması abestir” gibi kadının ev işleri dışında hiçbir şeyi doğru dürüst yapamayacağını savunan sığ bir görüş sebebiyle kadınların çalışmaması gerektiğini savunurlar. İkinci kesim ise; iş hayatının yorucu ve bunaltıcı yapısının kadını yıprattığını, kadın için en huzur verici yerin evi olduğu ve çocukların yetişmesinde en büyük rolü kadının üstlendiğini düşündüklerinden çalışmaması gerektiğini savunmaktadırlar. Bu kesimler içerisinde görüş birliği olsa da dünya görüşleri bakımından birbirlerine karşı olduklarından ortak bir noktada buluşamamaktadırlar.

Kadının çalışmasına hangi durumlarda cevaz vardır?

 Kadının çalışması ve çalışmaması konusunda, gerekçeler sunulurken olaya fıtri açıdan yaklaşmak, İslami açıdan en uygunudur diye düşünüyorum. Zira bu konuyu Risale-i Nur’da ele alan Bediüzzaman, konuya tamamen bu açıdan yaklaşmıştır.

Kadının vazife-i asliyesini (asıl vazifesi) ele alacak olursak, kadına fıtri açıdan en uygun yerin evi olduğu aşikârdır. Zira Bediüzzaman Lemaat’da bunu “Şer'-i İslâm (İslam kanunları) onları Rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada; rahatları evlerde, hayat-ı ailede.” (1) diyerek, kadınların en rahat ve huzurlu oldukları yerin evleri olduğunu belirtmiştir. Bediüzzaman İslam’ın kadınları eve davet ettiğini dile getiriyor fakat bunu “her durumda böyledir” diyerek söylemiyor. Kadının fıtratına en uygun olan yerin evi olduğunu anlatıyor. Kadının iki durumda çalışabileceğini de Tesettür Risalesinde beyan ediyor. Birinci durum; eğer ki kadının geçimini karşılayacak biri yoksa, örneğin dul kalmış veya kocası onu terk etmiş ise, haline kanaat ederek, iffetini bozacak mekanlara girmeden geçimini temin edebileceğini söylüyor. İkinci durum ise; sırf geçimini sağlamak için, kendine uygun olmayan, zalim ve ahlaksız bir kocanın tahakkümü altına girmektense, nafakasını, iktisat ve kanaatle, kendini satmadan karşılaması gerektiğini dile getiriyor. (2) Çünkü kadının vazife-i asliyesi evinin düzenini sağlamak, çocuklarını kendisine dercedilen ve erkekte onun kadar bulunmayan şefkat ile yetiştirmek ve kocasına muhalif hareket etmemektir. Çalışma, evin geçimini sağlama vazifesi ise erkeğe verilmiştir. İşte kadının ve erkeğin vazife-i asliyeleri, muhakkak ki fıtratına uygun olduğundan onlara uygun görülmüştür. Bu bakımdan kadının çalışmamasını onun ezikliği ve basitliği gibi görmek hiç de doğru bir düşünce değildir. Zira kadın için asıl önemli olan gerçek vazifelerini yerine getirebilmesidir.

Çalışan bir kadın asıl vazifesini muhakkak yerine getiremez mi? Tabii ki getirebilir. Kadının evini ve çocuklarını aksatmadan çalışabileceği işler de vardır. Fakat maalesef bu tip çalışma alanları çok kısıtlıdır. Evine ve çocuklarına yetişse de çalıştığı ortamda kendine namahrem olan insanlarla muhatap olması, eşler arasında kıskançlık babında sorunlara yol açmaktadır. Bu konuda kadının çalıştığı yer ve koşullar için eşinin gönlünün rahat olması sorunların azalması bakımından önemlidir. Fakat erkeğin, kadının çalıştığı yer hakkında içinin huzurlu olmaması, eşler arasında birçok soruna neden olacağından çalışma öncesi kadın ve erkeğin birbirlerini ikna etmeleri de çok önemlidir.

Sonuç

Kadının çalışması veya çalışmaması konusunda kişisel düşüncelerin ön plana çıkarılması, mevzunun sığ tartışmalara neden olmasına ve belli bir yere varamamasına neden olacağından, kişilerin referans olarak İslami kaideleri ölçü almaları, sorunun çözümünde büyük katkı sağlayacaktır. İslami kaidelerden kasıt ise kadın ve erkeğin fıtri özellikleri ve vazife-i asliyeleridir. Buna göre kadının vazife-i asliyesi evinin düzenini sağlayıp çocuklarını yetiştirmek ve kocasına muhalif davranmamaktır ki kadının fıtratının da iktiza ettiği budur. Erkeğin vazife-i asliyesi ise evinin maişetini temin etmekle birlikte, eşini ve çocuklarını muhafaza etmektir. Bu da zaten erkeğin fıtratının gerektirdiği bir durumdur.

Ayrıca kadının çalışıp çalışmamasından çok hangi ortamda, nasıl bir işte çalıştığına, asıl vazifelerini yerine ne derece getirebildiğine ve kocasının eşinin çalışmasına ve çalıştığı yere dair rızasının bulunmasına son derece özen gösterilmelidir.

Dipnotlar:

1. Nursi, Bediüzzaman Said, Sözler/Lemaat, sf.668, Yeni Asya Yayınları

2. Nursi, Bediüzzaman Said, Lemalar, 24. Lema

Cemil Yüzer

   

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
 
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.5 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
 
< Önceki   Sonraki >
Joomla Templates by JoomlaShack